
Şehitler Hıyabanı
Her yer sükût içinde.
Burada mezarların
Hepsi aynı ölçüde,
Hepsi aynı biçimde.
Uzaktan ses geliyor:
Ninni söylüyor ana,
Yürek yakan feryatla
Selamlıyor geceyi,
Doğmayan bir güneşle,
Açılmayan sabahla...
Gâh coşkun gâh da hazin,
Göğe yükselen ahla...
Yüz tutmuş Hıyaban’a
Ninni diyor bir ana…
Oğlunun baş taşını
Öperek kucaklıyor.
Ana sessiz inliyor,
Ana sessiz ağlıyor...
Evlat acısı ile
Yüreğini dağlıyor:
“Neredesin ey oğul,
Niye geri dönmedin?
Sensiz söndü ocağım,
Boş kaldı bak kucağım.
Mezarına gelmişim
Söylenecek sözüm çok,
Bura son ümit yerim,
Gidecek bir yerim yok...”
Ana boynunu büküp
İçin için sızlıyor.
Oğlunun baş taşını
Hasretle kucaklıyor.
Birdenbire susuyor,
Derin bir “ah” çekerek
Şehit oğlu önünde
Ve secdeye varıyor...
Ahı gökten bakıyor,
Ahı yeri yakıyor...
Ses geliyor kabirden,
Şehit oğulun sesi…
Anası dinceliyor,
İlmek ilmek sökülüp,
İp gibi inceliyor...
“Ağlama, canım ana,
Şehit anasısın sen!
Bu toprağın, bu yurdun
Sağlam binasısın sen!
Oğlun şehittir ana,
Şehitler ölmez inan!
Bırak feryadı ahı,
Şehitler mekânıdır
Yaradan’ın dergâhı.
Başını bir kaldır sen,
Vatan göklerine bak.
Şehidin gülümsüyor,
Ordan sana bakarak
O göklerden sevinçle
Müjdeler getirecek,
Son nefesinde seni
Cennete götürecek...”
Şehitler Hıyabanı...
Her yer sükût içinde.
Burada mezarların
Hepsi aynı ölçüde,
Hepsi aynı biçimde.
Uzaktan ses geliyor:
Ninni söylüyor ana,
Yürek yakan feryatla
Selamlıyor geceyi,
Doğmayan bir güneşle,
Açılmayan sabahla...
Gâh coşkun gâh da hazin,
Göğe yükselen ahla...
Hələ təsdiqlənmiş rəy yoxdur.